İsveçli olsaydım, sarışın olsaydım, ince uzun olsaydım bu plak şirketindeki grupları dinlemeye daha çok hakkım varmış gibi hissederdim. ırkçıyım, saçmayım.
Simon Pegg ve Nick Frost yeni bi film yapıyolar. Paul 2010'da gösterime girecekmiş. İki tane İngiliz çizgi roman geek'inin Amerikan çöllerinde başlarından geçen maceraları anlatıyolar anladığım kadarıyla. Yeryüzündeki en eğlenceli insanlar biraraya gelip film yaparsa neler olur görmüş olacağız. bu arada simon ve nick abi çekim aşamasında sette kameraya çektikleri bazı enstantaneleri yayınladıkları bi blog kurmuşlar. http://www.whatispaul.com/ çok tatlılar. gıcık oldum ben burda google, youtube, facebook, internet başında sıkılırken onlar orda balta girmemiş amerikan çöllerinde oyunlar ve rejuvenique. kimse beni sevmiyo.
the clientele, şarkılarının neden the lake house gibi dandik bir filmde ya da discovery'deki how it's made programında kullanılmasına izin veriyo anlamadım. ben onların müziğini hep bööle bi otobüs yolculuğun sırasında camdan izlediğim görüntülere yakıştırıyorum halbuki. noldu bişi oldu mu yoo.
eski bloglarımızdan birinde hugh grant hakkında atıp tuttuğumuz için bize çok kızan ayça adlı bir arkidiş vardı. şu linkte herşey görüküyor. geçenlerde bişiy öğrendim. hugh grant 2007 yılında bir paparazziye baked beans (kuru fasulye) fırlattığı için tutuklanmış. =))) mesela quentin tarantino da bi kameramanı tokatlamış. hugh granti o kadar sevmiyorum ama quentin tarantino takdir ettiğim bi insan. peki bunları yazmamın ne amacı var hiç bilmiyom neyse.